Neden mutlu değilim?’ sorusunu sorduğum bir gün, ki bu soruyu çok sık sormaya başlamıştım, sorunu nihayet tanımladığımı fark ettim. Bu hayatın ne anlam ifade ettiğini düşünmüyordum. Yaşamaktan keyif almadığımı sadece akışına bıraktığımı anladım. Hayatımı kontrol edemiyordum, o beni kontrol ediyor, yönlendiriyordu. Her gün aynı şeyleri yapıyordum. İşim dediğim olgu hayatım olmuştu. Sabah kalkıp işe gidiyor, geç saatlere kadar çalışıp uyumak için eve dönüyordum. En iyi ihtimalle arkadaşlarla biraz takılıp sonra eve gelip uyuyordum. Hep aynı şeyler, aynı insanlar, aynı mekânlar. Sıkıcı biri olmuştum ve hepsinden önemlisi ben bile kendimden sıkılıyordum. Yıllar sonra aslında kendim için hiçbir şey yapmadığımı fark ettim. Bu hayata neden gelmiştim. Neler hayal ediyordum hâlbuki. Dünyayı dolaşacak yeni insanlar tanıyacak, yeni yerler keşfedecektim. Dünyayı değiştirecektim ben. Şu halime bak!            

İnsan sorunu tanımlayabildiğinde çözmeye de başlıyor aslında. Bu kısır döngüyü değiştirmeliydim. Mesai saatleri içinde daha kaliteli çalışıyorum artık. Mesai bitince de çalışmaya devam etmiyorum. Kafamda bir filmde duyduğun o cümle dönüp duruyordu. ‘Zaman ayırmazsan nasıl zamanın olabilir ki?’ Hep ertelediğim hayallerimi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Daha çok gezmeye başladım. Hafta sonları günü birlik geziler. Dans kursuna yazıldım. Gitar aldım kendime. Ufak ufak tıngırdatmalar… Eve küçük bir atölye kurdum. Küçük heykeller çalıştım. Resim yaptım. Arada bir basit yazılar yazmaya, şiir karalamaya başladım. Neye başladığımın ya da neyde devam ettiğimin bir önemi yoktu başlarda. Önemli olan kendim için bir şeyler yapabilmekti. Sonra nasıl olsa birisini ya da bir kaçını seçecektim. 

1/1

Sonra ne mi oldu? Çok basit. Daha eğlenceli biri oldum. Hem kendim hem başkaları için. Kahve içerken artık insanlarla sohbet ediyorum. Konuşacak konu var. Konuşurken gözlerinin içine bakıyor uzun uzun sohbet ediyorum. Tanımak için karşımdakini. Kitap okumayı sıklaştırdım. Daha çok film izliyorum. Beni mutlu eden konularda üretiyorum. Rafine zevklerim oldu. Yaşadığım hayattan keyif alıyorum. Hobi olarak başladığım heykele devam ediyorum. Fena da işler çıkmıyor. Belki bir sergi açacağım. Gezmeye devam ediyorum hem yurt içi hem yurt dışı.

Yani ; Hayatta yaşamaktan ziyade, hayatı yaşıyorum...

Bu veya buna benzer bir hikaye senin de başından geçti değil mi? Geçmesini isterdin belki de. Şu yaşadığımız dönemde hepimiz sıkıldık, işler artık eskisi gibi değil, insan kalitesi günden güne düşüyor. Bizi anlayan, ortak paylaşımlarda bulunabileceğimiz, ortak zevkleri olan insanlar bulmakta zorlanıyoruz. Vasatın kutsandığı günler yaşıyoruz.

Bu durumda olan düşündüğümüzden daha fazla insan var. Madem öyle neden bu insanları bir araya getirmeyelim. Kahve sandığımızdan daha fazla ortak nokta yaratıyor aslında. Çünkü iyi kahve içmek isteyen kişi aynı zamanda kitap okumayı da seviyor değil mi? Peki dikkat ettin mi; iyi kahve içmek isteyen kişi sanatla da ilgili. Ya bir gitarı var evinde ufak ufak tıngırdatıyor, ya da dinlenmek için şiir okuyor akşamları. Gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, kaliteli sohbet etmeyi, film izlemeyi, resim yapmayı, sergiye gitmeyi seviyor. Sadece kendi dertleriyle değil dünya dertleriyle de ilgili.

Bu insanları bir araya getirebileceğimiz bir platform oluşturalım istedik. Adına da Roast’n Berry Exclusive (R&B Exclusive) dedik. Bu platformda yazılarımızı, şiirlerimizi, resimlerimizi, heykellerimizi, fotoğraflarımızı paylaşacağız. Belli bir kalitede tabi. Perşembe akşamları çeşitli konularda atölye çalışmaları yapacağız-yapıyoruz. Bu kimi zaman heykel konusunda, kimi zaman resim, kimi zaman fotoğraf, kimi zaman da şiir üzerine olacak. Katılımcılarımızla birlikte çeşitlendireceğiz, geliştireceğiz.

Kısacası bu hayatı yaşanabilir yapan tüm konularla ilgili birlikteliklerimiz-paylaşımlarımız olacak R&B Exclusive’de…